Etiketlerin gücünü keşfedin ve gelecek sefer kendinizi diğerlerine karşı nasıl tarif ettiğiniz hakkında dikkatli bir şekilde düşünün!
"İnsanın adı çıkacağına canı çıksın."deyimiyle hepimiz karşılaşmışızdır. Birini etiketlediğimizde, o zamandan sonra bizim onların davranışlarından beklentilerimiz bu etiketle hemen hemen tamamen belirlenmiş olur.Etiketlenen kişi bu etikete yani beklentiye cevap verir ve bu senaryolar bilinçaltı düzeyinde algılanır ,sunulur.. Bazen kendimizi şkayet ederken buluruz.' Sadece bana öyle davranıyor'. Acaba o kişiyi o şekilde etiketleyen tek kişi biz olabilirmiyiz? Yani o kişiden belli bir davranış kalıbı sergilemesini bekleyen...
Etiketlemenin gücünün bir kez farkına vardığımızda bu gücü lehinize veya aleyhimize kullanabiliriz. Çoğu zaman bu seçimi bilmeden yaparız.. Örneğin, öğrenmeye çabalayan çocuklar, "yetenekli" ya da "zeki" olarak etiketlenirse kendilerini "etikete uymaya" başlarken bulurlar. Tam tersi bir şekilde etiketlene çocuklar da,mesela ' rahat',' tembel' , 'sorumsuz' bu etiketlerine uymak için olağanüstü bir çaba gösterirler. Her iki durumda da, olumlu veya olumsuz etiketleme de bilinçaltının çalışma prensipleri devreye girer ve eskilerin söylediği gibi 40 gün ne dersen öyle olur sözünü doğrulamış oluruz. Şimdi, çocuğunuz hakkında ki düşünclerinizin ve söylediklerinizin onun davranışlarını nasıl şekillendirdiğine bakalım.
Birini "zor" ya da "işin erbabı" ya da "çıkarcı" ya da "hoşgörülü" olarak etiketlersek ve bu etiket iyice yapışırtırırsak ve görüştüğümüzde beklentimiz etiket doğrultusunda olursa, o zaman bu kişinin etikete uymak için gösterdiği gayrete de hayret etmememliyiz..
Etiketlerne anlık ve yapışkan bir olaydır. Bunu oldukça garip kişisel deneyimlerimle öğrendim.
Gerçek - ve oldukça şahsi - bir hikaye Yıllar önce psikiyatri kliniğindeki ilk iş günümde, gün içinde çalışan arkadaşlarımızın gece çalışacak arkadaşlara hasta devir teslimini bekliyordum.. Beklerken kapı çaldı. Spor kıyafetler içinde bir adama kapıyı açtım.
Otomatik olarak hastalanmızdan birinin akrabası olduğunu düşündüm. ( ve dolayısıyla tabii ki onu zihnimde öyle etiketledim). Ona devir teslim toplantımızı bitirene kadar ziyaretçi odasında beklemesini söyledim.
Beklemek istemediğini ifade etmeye çalıştıysada , vizit bitinceye kadar beklemek zorunda olduğunu söyleyip işimin başına döndüm. Hemşire hanıma bir hastanın akrabasının ziyaretçi odasında beklediğini söyledim. Toplantımızın Dr X gelir gelmez başlayıp kısa süreceğinden emindim . Dr X i daha önce görmemiştim. Dr. X konsültan hekimdi. 20 dakika bekledikten sonra bir hemşire kalktı ve Dr X"i aramaya gitti. Psikiyatrisi ziyaretçi bekleme odasında beklerken buldu..
Ziyaretçi olarak etiketlediğim kişi vizit yapmak için beklediğimiz Dr.X ti. Yanlış izlenimim yüzünden ondan beklediğim şekilde davranmıştı. Sonradan anladığım kadarı ile başka bir konsültan hekimle vizit beklediğimizi ve bitirdiğimizde kendisiyle vizit yapacağımızı düşünmüş. Yurt dışına hastenelerde her bölümde birde fazla konsültan hekim görev alır ve yıl içinde bu konsültan hekimler değişik hastanelerde görev alırlar.
Ben ilk izlenim olarak o kişinin ziyaretçi olduğunda o kadar emin yaklaştım ki bu eminlik karşısında doktor bey benim isteğim doğrultusunda hareket etti.
Bu hikaye size tanıdık geliyor mu?
Etiketlemele ilgili bir çalışma:
1970lerin başında David Rosenhan, bir gurup psikiyatristin , hasta ile karşılaştıkları ilk anda psikolojil olarak sorunlu veya sorunlu olmayanı birbirinden nasıl etkili bir şekilde ayırabileceklerini test etmeye karar vermişlerdir.
Bu araştırmanın amacı psikiyatristlerin etiketin lensiyle süzgeçten geçirdikleri herhangi bir davranışı yorumlayıp yorumladığını görmektir. " sorunlu" bir etiket profesyonellerin, oldukça mantıklı bir davranışta bile akıl hastalığı gördüklerini belirleyebilir mi?
.
Dünya görüşümüz her zaman kullandığımız gözlüklerimiz tarafından çarpıtılır , herkesin hayata baktığı gözlükler yetiştiği aile, kültür, din, eğitim gibi çevresel faktörlerle numaralandırılır. Tehlike "profesyonellerin" buna bağışıklığı olduğunu zannetmemizdir.
Deneyimize dönersek, dokuz deneycinin hepsi Ekim 1972"de aynı günde, farklı hastanelerin ayaktan tedavi edilen hasta departmanında randevu aldılar. Tüm dokuzunun da söylediği tek belirti "Tak diye bir ses duymalarıydı. Başka bir belitileri yoktu ve normal bir şekilde davranmalarına rağmen hepsi değişik hastanelerde kapalı kata yatırılmıştır.. Hepsi çabucak "sesin" artık onları rahatsız etmediğini ve iyi olduklarını belirtmiştir. Hepsine "daha iyi" olur olmaz salıverileceklerinin garantisi verilmiştir.
Kimse önlerindeki bu "hastaların" normalliğini görmedi, sadece "aklını yitirmiş" ve "paranoyak şizofren" etiketini gördüler. Tüm deneyciler antipsikotik ilaçlarla düzenli olarak desteklendi ve hepsi de onları banyolarda atmayı başardı.
Dokuz deneyci nihayet salıverildiğinde (ve unutmayın, hepsi de tek bir semptom bildirmişti ve başka bir rahatsızlık bildirmedi), Rosenhan ortalama kalış süresinin 19 gün olduğunu ve salıverilmeden önce en uzunun 52 gün olduğunu keşfetmiştir .Tabii ki herkes deliymişsiniz gibi davranırsa o zaman siz de öyleymiş gibi hissetmeye başlayabilirsiniz. Fakat tüm deneyciler kapalı katta kaldıkları süre içinde olabildiğince normal bir şekilde davrandıklarını bildirmiştir. Tamam, bu otuz yıl öncesindeydi - şimdi böyle bir şey olur mu ki?
Kendinizi nasıl ifade ettiğinize dikkat edin
Kendinizi bir "tip" olarak etiketlemeniz tehlikeli bir şekilde kolaydır. Bu zamanla kendimize etrafımızdakilerin tayin ettiği ve bizim içseleştirdiğimiz etiketle bağdaşmayan davranışlardan bizi alıkoyar. Örneğin, kendimi "alıngan", "sakar", "depresif' veya "aptal" olarak görürsem bu etiketlere uymayan şekilde davranmamızda neredeyse imkansız olacaktır.Bu imkansızın kırıldığı nokta ,kendimizle nasıl konuştuğumuz ve kendimizi diğerlerine nasıl anlattığımızı farketmemizden geçer.Yani üzerimizdeki etiketleri okumaktan...Ve iyi bir haber vermek gerekirse ,bu etiketler değişebilir.Çünkü siz bu etiketlerle doğmadınız.
Sorunu bildiğimizde çözümde netleşir.İsterseniz kendi hakkınızda neler düşündüğünüzü yani etiktlerinizi yazdığınız bir liste yaparak başlayabilirsiniz. Bu listedeki etiketlerin kimler tarafından belirlendiğini söyleyebilirmisiniz? Hangilerinin doğru olduğunu düşünüyorsunuz? Hangilerine katılmıyorsunuz? Katılmasanızda ,özellikle sizi etiketlyen kişilerin yanında o şekilde davrandığınızı farkettiniz mi hiç?
Dolayısıyla etiketler güçlüdür. Ortalama yeteneğe sahip bir çocuğu zeki olarak etiketlersek, bu çocuk kesinlikle daha zekice seçimler yapabilir. Bu konuda 1998 yilinda , ABD ,Boston da liseli çocuklar üzerinde bir deney yapıldı.2 ayrı lise 2 sınıfında ki öğrencilerden ,bir sınıfta ki öğrencilere nomal zekalı oldukları söylendi.Diğer sınıfta ki öğrencilere ise, bu sınıfta ki öğrencilerin özel seçildiği ve zeki oldukları söylendi. Her iki sınıfta aynı öğretmenlerden ders aldılar.Sene sonuna zeki oldukları söylenen çocuklar dğer sınıfa göre % 20 daha başarılı oldular.Üzerinize yapıştırılan etiketler kendi üzerinizde sizde ve çevrenizdeklerde beklentiler yaratır ve siz bu beklentilere cevap verirsiniz.
Zihninizi açık tutun, kendinizi başkalarına nasıl tanıttığınızı dikkatlice düşünün ve unutmayın - bir "tak" sesi sizi aklını yitirmiş biri yapmaz.
Sağlıcakla kalın. .
“ Bugün kendinize bir iyilik yapın daha iyi bir yaşam için ilk adımınızı atın; randevunuzu alın. ”